şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2012 Cumartesi

pozitif yazı..


Ben karamsar bir insan değilimdir yaa. Hayatımda oturtamadığım tek bir konu var onun yüzündendir ara ara dara düşmem, sıkıntı yapmam, söylenmem. Onun dışında hayatı da yaşamayı da çok severim, pozitif bir insanımdır. İnsanlarla iyi anlaşırım. Onları yargılamaktan eleştirmekten kaçınırım, onları olduğu gibi kabul ederim. Kimseye fikrimi kabul ettirmeye çalışmam herkes istediğini düşünmekte özgürdür. Kimseden bir beklentim yoktur. Benim için bir şey yaparsa sevinirim, yapmazsa kızmam. Yaratılanı severim yaratandan ötürü. Olayların olumlu tarafını görmeye çalışırım, kendimce yorumlamam, empati yaparım. Hatalarımı kabul ederim, özür dilerim. Her bir varlığa mutlulukla bakarım. Çok küçük şeylerle mutlu olmasını bilirim. Yolda tanımadığım bir çocuğun gülümsemesi bütün moralimi düzeltmeye yeter ya da öten bir kuş, küçük bir çikolata. Gülümsemeyi severim. Otobüsteki şoföre, büfedeki adama, mağazadaki kasiyere, kapıdaki güvenliğe yani çevremdeki hemen herkese mutlaka selam veririm, teşekkür ederim.  Bu ufak ayrıntılardır aslında hayatı yaşanır kılan benim için. Sürekli kötüyü görmeye çalışırsak, etrafımızdaki her şeyi eleştirirsek, hiçbir şeyden memnun olmazsak bu hayat çekilmez. Hiç bir şeyi mutlu olarak yapamayız. Hep bir problem vardır çünkü. Gittiği mekânı eleştirir, yediği yemeği eleştirir, konuştuğu insanı eleştirir. Böyle insanlarla iki dakika görüşmeye bile dayanamıyorum bütün enerjimi alıp götürüyorlar. Şükretmeyi bilmek lazım.

Çok şükür mutluyum huzurluyum bu hayatta. Çok sevdiğim ve beni çok seven bir eşim var. Her zaman yanımızda olacaklarını hissettiğim kocaman bir ailem var. Elim yüzüm düzgün, ciddi bir sağlık problemim yok. Maddi durumum yerinde. Akrabalarım arkadaşlarım etrafımda. Daha ne isteyebilirim ki. Benim sorun olarak gördüğüm tek bir konu var o da iş. Gerçi bazen düşünüyorum beklide Rabbim beni bu konuyla imtihan ediyor..

Bu günlerde ramazanın manevi havasıyla birlikte iyice pozitifleşiyorum, herkesin gidip boynuna atlayasım geliyor :). Kimseye kızamıyorum. Yüzümde hep gülümseme. Ama ne kadar olumlu olursak olalım negatif enerji veren insanlardan uzak durmak en iyisi. Çünkü olumsuz davranış olumludan daha çabuk etkiliyor insanı. 

Her şeye ve herkese rağmen etrafımızdaki güzellikleri fark etmeli insan. Bu farkındalıkla devam ettirmeli hayatını. Suçu ilk önce kendinde aramalı, hata yaptığında kabul etmeli. Gerçekten bu şekilde çok daha yaşanılır oluyor hayat..

11 Temmuz 2012 Çarşamba

itiraf..


Niye manyak gibi blog yazıyoruz ya da takip ediyoruz? Neden bu kadar çok merak ediyoruz başkalarının hayatlarını, gezdiklerini, giydiklerini, düşündüklerini?  Kendi hayatımızı beğenmiyor muyuz acaba, özendiğimiz hayatlarımı takip ediyoruz internetten kimseye fark ettirmeden.  Gerçekte “aman banane canım onun ne aldığından nasıl yaşadığından ben kendi hayatıma bakarım derken” neden içimiz gide gide bakıyoruz ekrana. Kıskançlık mı bu? Belki.. Ama bence bu doyumsuzluk ve şükürsüzlük. İmrendiğimiz hayatların yazılı olduğu sitelere bakabiliyorsak demek ki elimizin altında en azından bir bilgisayar ve internet var demektir. Sadece buna bile şükretsek imrenmemizin bir kısmı gider diye düşünüyorum. Eminim bizim hayatlarımıza da imrenerek bakan onlarca insan vardır etrafımızda. Belki maddi olarak değildir onlardan üstünlüğümüz ama mutluluğumuza imrenebilirler, iyi aile ilişkilerimize, rahatlığımıza falan. Ama mutlaka birileri bize de imreniyordur.  Bunlara şükretmek yerine hep daha fazlasını istiyoruz.  Nereye götürecek bizi bu doyumsuzluk hissi çok merak ediyorum. Rahat batıyor bize özellikle kadınlara. İki iş yapınca ayılıp bayılıyorum. Eskiden kadınlar hem 9 çocuk doğurur hem çamaşır bulaşık yıkar hem ekmek yemek yapar hem hayvan bakar hem de bahçeyle uğraşırmış. Onlar kadınsa biz neyiz, biz kadınsak onlar ne idi diye soruyorum kendime. Değişen ne diye düşünüyorum ve aklıma gelen tek şey teknolojinin getirdiği rahatlık oluyor. Biz rahatladıkça elimizdekinin kıymetini unuttuk hep daha rahata kaydı gözümüz. Bir çantamız varken gezerken takabileceğimiz, biz en iyi ihtimalle ikincinin üçüncünün peşine düştük. O bir çantayı kullanabileceğimiz gezmenin kıymetini hiç anlamadık, düşünmedik bile üzerinde sanki hep ona sahiptik elimiz kolumuz gibi. Onu kaybetmeden de değerini anlamayacaktık. Anlamadık da. Hala da anlamıyoruz. En azından ben çoğu zaman anlamıyorum.

Sürekli bir şeyleri isterken buluyorum kendimi. Elimdekilerin kıymetini bilmeden durumumdan şikâyet ediyorum.  Ne işe yarıyor HİÇ. Beni ve çevremdekileri mutsuz etmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Ben istiyorum diye birden önümde bitivermiyor her şey. Zaman ve çaba gerektiriyorlar. Elde etmek için çabalamak yerine yerimde durup söyleniyorum. Ne ileri ne geri sürekli aynı yerde. Şimdiden on yıl sonrasını istiyorum. İlk defa yemek yapayım harika olsun, ev işi yapayım hemen muhteşem bir ev hanımı olayım, bir iş kurayım ertesi gün süper para kazandırsın, bir yerde işe gireyim hemen müdür olayım, araba kullanayım hemen Schumacher olayım. Hiç zorluk olmasın yani hayatımda. Böyle bir hayat vermez Rabbim biliyorum verirse de o hayatın hesabını vermek çok zor olur.  Bilmeme rağmen neden hala bu düşüncelerle takılıyorum işte onu bilmiyorum.  Bununda bir anda gitmesini istiyorum kafamdan dimi, ben hiç çaba göstermeden bütün kötü düşünceler gitsin kafamdan istiyorum. Komik.

Çaba göstermeden bir şey elde edilmez, bir hastalıktan kurtulunmaz.  Önce istememiz lazım gerçekten istemek sonra çaba göstermek ve halimize şükretmek.  Ben istiyorum bu hastalıklı düşüncelerden, sızlanmalardan, uyuşukluklardan kurtulmayı, sahip olduklarım için şükretmeyi. Bir yerden başlamak gerek.. Allah’ım bana bu farkındalığı ve çabalama isteğini verdiğin için sana şükürler olsun.