sayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2012 Salı

aklından bir sayı tut..



Ayyy sonunda “Aklından Bir Sayı Tut” bitti. Ama ben de bittim. Kitap beni hiç sarmadı, zorla okudum resmen. Çok fazla CSI dizileri izlediğimden midir bilmem ama kitaptaki olaylar bana hiçte woaww dedirtecek cinsten değildi. Bir de kitabı krmmle aynı anda okuyorduk. Kim boş bulursa o kaptı kitabı ama ben önce bitirdim :). 

Kitapları orijinal dillerinden okuyabilmeyi çok isterdim. Yazar muhteşem yazsa bile çevirmen rezil edebiliyor kitabı. Bu kitapta da sanırım böyle bir durum vardı. Sıkıcı ve karışıktı bir dili. Hangi cümleyi kimin söylediği karışıyordu. Birkaç diyalogda başa dönüp tekrar okumak zorunda hissettim kendimi.  Yazarın ikinci kitabı da yayınlanmış. Alır mıyım? Almam. Yani en azından aynı çevirmen çevirdiyse almam. Başka biri ise biraz düşünmem lazım belki ilerleyen zamanlarda alırım :). 

Küçükken Agatha Christie okurdum çok fazla ve hep üzülürdüm ben neden tahmin edemiyorum katilin kim olduğunu diye. Yaşım ilerledikçe fark ettim ki kahramanın bizden sakladığı deliller ve ilişkilendirmeler oluyormuş. Adam onların hepsini kitabın en sonunda söylüyordu. Bu yüzden artık cinayet ve dedektiflik kitapları okumaktansa filmlerini veya dizilerini izlemeyi daha çok seviyorum. En azından orada bütün deliller ortada. Bütün karakterler sesli düşünüyor. Sen de olayın içine dâhil olabiliyorsun. Hem bu olaylarda görsellik de önemli, kanıtların duruş şekli falan. 

Kısacası bu kitap beni sarmadı. Ben en iyisi devam edeyim CSI, NCIS, Bones falan izlemeye..

6 Temmuz 2012 Cuma

küçük mucizeler dükkanı..

Ahh "Küçük Mucizeler Dükkanı" bitti. Ama keşke bitmeseydi, gerçekten çok eğlenceli ve sıcak bir kitaptı. Okuduğum kitaplara çok fazla bağlanırım kitabın içerisinde yaşıyormuşum gibi geçer zamanım. Bu kitapta da aynısı oldu. 4 kadının hikayesi anlatılıyor kitapta. Farklı dünyalara sahip kadınların hayatlarının örgü örmek üzerindeki kesişimi. Yapılan hatalar, pişmanlıklar.Hepsine yakın hissettim kendimi. Hepsiyle beraber sevindim, beraber üzüldüm. Bir de merak ediyorum böyle ilişkiler sadece kitaplarda yada filmlerde mi olur? İnsanlar kitaplarda yada filmlerde mi anlar hatalarını, ilişkilerini düzeltmek için çabalar, özür diler. Sen haklısın ben hatalıyım demek neden çok zor gelir bize. Gerçek hayatta bunu yapmadığımız için mi acaba yazarlar karakterlerine bunu yaptırır, kendi yapmak istediklerini, görmek istediklerini mi yazarlar? Neyse....

Kitapta en çok hoşlandığım şey ise yazarın gerçek hayatta da örgü örüyor olması. Hatta kitabın sonunda bebek battaniyesi modeli vermiş.

Kitapların tadını çıkarta çıkar okumayı hiç beceremiyorum. Elime alıyorum bi daha da bırakamıyorum, evde otobüste laf aralarında her boş bulduğum her anda okumaya devam ediyorum. Sonra neden bu kadar çabuk bitti diye üzülüyorum.

Çok edebi bir dil yada felsefi düşünceler beklemeyin kitaptan. İnsanın içini ısıtan çerezlik bir roman. Okunmalı mı bence evet okunmalı!

Şimdi sıra serinin ikinci kitabı “Bir Yumak Mutluluk”u almada. Ama biraz ara vermeyi düşünüyorum. Hemen arka arkaya okuyup sıkılmak istemiyorum. Bundan önce krmmin dün okumaya başladığı “Aklından Bir Sayı Tut” romanını  çalıp okumalıyım =))



3 Temmuz 2012 Salı

iki cami arasında aşk..


“İki Cami Arasında Aşk” adlı romanı okudum geçen hafta. 2 günde bitti kitap. Ama çok akıcı olduğundan, sizi kendine bağlayıp elinizden bırakamadığınızdan falan değil; gayet basit bir dille yazıldığından, aynı anlamlı cümlelerin sık sık tekrar edilmesinin sıkıntısından ve sol sayfalarının boş olduğundan. İskender Pala’dan ve ya Nazan Bekiroğlu’dan aşk üzerine yazılmış romanlar okumasam belki beğenebilirdim kitabı.  Ama onların dillerinden sonra bu kitap oldukça zayıf geldi bana.
Roman Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultana olan aşkını konu alıyor. Kısaca olaylar şu şekilde gelişiyor. Mimar Sinan Kanuni ile çıktığı bir seferde Mihrimah Sultanı görüyor ve aşık oluyor. O zamanlar Mihrimah Sultan 16, Mimar Sinan ise neredeyse 50 yaşında. Seferden dönülüyor, Mimar Sinan’ın aşkı büyüdükçe büyüyor. Bir ayrıntıyı atlamayalım bu arada Mimar Sinan Mihri diye bir hatun ile evli. Mimar Sinan Mihrimah Sultan’la da(!) evlenmek istiyor Kanuni vermiyor, aşkından ölüp bitiyor, Sultanı için iki cami yapıyor falan falan falan. 

Kitabı okumadan önce Mimar Sinan’ın aşk hayatıyla ilgili hiç bilgiye sahip değildim. Ve kitap bu açıdan bende şok etkisi yaptı. Sonuçta Mimar Sinan gözümde büyük bir mimar. Bu şekilde başkası ile evliyken kızı yaşındaki bir kıza âşık olduğunu görünce biraz sinirim bozudu. Daha sonra internette ufak çaplı bir araştırma yaptım ki Mustafa Armağan’ın hikâyeyi yalanladığını gördüm. Resmen içime su serpilmişti ve Mimar Sinan yine bendeki eski yerini kazanmıştı. 

Burada kitabın yazarını kınamadan geçemeyeceğim. Romanda geçen aşk hikâyesinin (evli bir adamın başka bir kadına özellikle kızı yaşındakilere âşık olması) çok çirkin olduğunu düşünüyorum ki bide bu hikâyenin tarihimizdeki önemli şahsiyetlere, doğruluk payı araştırılmadan uyarlanmasını daha da çirkin buluyorum. Aman ne olacak hikâyedir denebilir belki ama ben diyemiyorum. Sonuçta romandaki kahraman hayal ürünü değil gerçek bir kişi ve onunla ilgili yazılan tüm kitapların da gerçeği yansıtması gerekir diye düşünüyorum.  Yazar bu hikâyeyi hayali kahramanlar üzerinde kaleme alsaymış bence daha keyifli bir roman olabilirmiş. Ben öyle yapacağım :))

İki yeni kitap aldım bugün kitapyurdu.com'dan, yarın elimde olurlar inşallah. "Aklından Bir Sayı Tut" krmm için, "Küçük Mucizeler Dükkanı" kendim için :).