25 Ocak 2013 Cuma

kimyasala hayır!..

Ahh bu aralar manyak gibi doğal çamaşır bulaşık deterjan tarifleri arıyorum. Karar verdim evdeki tüm kimyasalları atacağım. Onların yerine doğal ürünler kullanacağım. İlk olarak diş macunundan kurtulmaya karar verdim. Misvak kullanıcaz. Hem doğal hiç bir zararlı madde içermiyor hem de sünneti seniyye. Bir taşla iki kuş misali :)).

Daha sonra çamaşır deterjanını ve yumuşatıcıyı atacağım. İnternette bulduğum doğal karışım deterjanları yapıp deneyeceğim. İnşallah sonuç güzel olur. Bu kadar hevesliyken hevesimin kırılmasını istemiyorummm..

Sonra sıra mutfağa gelecek yada mutfak daha önemli ilk önce oradan da başlayabilirim. Yine internette keşfettiğim karışımları uygulayacağım.

Tuvalet, yer, halı, koltuk ve camlar için de karışımlar var sırayla hepsini yapacağım. Tariflerini şimdiden yazmak istemiyorum. Belki berbat birşey çıkacak ortaya ne biliyorum dimiii. Ben bi yapıp uygulayayım sonra hepsiiniiii yazarım inşallah.

Şampuan, duş jeli ve sıvı sabun işine henüz girmedim ama yakındır :). Rabbim yardımcım olsunn..

28 Aralık 2012 Cuma

isim yüzük..


Alyans takmaktan hoşlanmayan ben kendimce harika bir çözüm buldum. İnternette görüp çok beğendiğim isim yüzüklerden yaptırdım. İnce olduğu için hiç rahatsız etmiyor, varla yok arası. Artık sürekli parmağımda hiç çıkartmıyorum. Yüzüğüm ve ben çok mutluyuz :)).

27 Aralık 2012 Perşembe

yıl bitti..



Kasım biterken demiştim en son ama zaman o kadar çabuk geçiyor ki bir kaç gün sonra yıl bitecek. Herşey herkes bir yıl daha eskiyecek. Geçen zamanı düşünüp ne kadar hızlı geçiyor günler diye düşünecek.

Ben şimdiden başladım düşünmeye. Güzel günleri hatırladıkça mutlu oluyorum tekrardan. Kötüleri es geçiyorum. Pişmanlık duymuyorum hiç birşeyden, keşke demiyorum. Yaşanması gerekiyormuş herşey, hayırlısıyla yaşadım geçti. Şimdi geleceğin belirsizliği heyecanlandırıyor beni. Bilinmeyeni beklemek heyecanlandırıyor. Ne gelirse Rabbimden..



1 Aralık 2012 Cumartesi

kasım biterken..

Ahh hiç zaman bulamıyorum bilgisayar başına oturup yazı yazmaya, blogları gezmeye.. Özledim bütün gün bilgisayar başında geçen günlerimi. Bunları duyanda çok yoğunum acayip iş yapıyorum falan sanacak. Öyle de değil ama işte önceden de dediğim gibi evdeyken oturamıyorum bilgisayara.

Yeğenime ördüğüm battaniye hala bitmedi. Hevesim de kaçtı zaten. Başlarken devam edip etmeyeceğime güvenmediğim için bir yumak almıştım. Yumağın sonlarına yakın devamını almaya gittiğimde bitmişti. Örgüyü yarıda bırakmak işime gelmediği için de farklı bir renk aldım. Rengarenk değişik birşey olacak yani. Bakalım inşallah güzel olur.

Dikiş kursumda tam gaz devam ediyor. Pantalon diktim bir tane. Gömleğim de bitmek üzere. Sırada elbise varmış fakat ondan önce pazarkan aldığım kürk kumaştan yelek dikeceğim kendime. Biraz zorluyor dikiş beni. Elim hala kırılmadı. Yapa yapa alışırım diye düşünüyorum.

Kuzenimin bebeği oldu geçenlerde. Yarın onu ziyarete gideceğim. Çevremde bebek sayısı gittikçe artıyor. Herkes bana da laf çarptırıyor hafiften ama ben kendimi daha hiç hazır hissetmiyorum. Hem zaten önce krmmin askerliğinin aradan çıkması lazım. Bebek olmadan gitsin gelsin istiyorum. Düşündükçe içim sıkılıyor. Nasıl göndericem ben onu askere ne yapıcam onsuz :((. Rabbim yardımcım olsun..

Ben de hayat böyle.. Sakin ama huzurlu..

2 Kasım 2012 Cuma

solaklar için örgü..

Ben solak bir insanım. Bir tek yemek yerken sağ elimi kullanırım ama tabağın sonunu sıyıramam. Günlük hayatta kullanılan bir çok alet sağ el kullanımı için tasarlanmıştır. Cezveler, cetveller, kumpaslar.. Bu ürünlerin solaklar için olanları da yapıldı fakat bulmak zor. Mecburen orjinallerini kullanmaya alışıyoruz.

Lise çağlarımdaki örgü örme hevesim benim solak annemin ise sağlak olmasından dolayı başlamadan bitti. Bir türlü öğrenemedim. Ne ben annemin sağ elle gösterdiklerini anlıyordu ne de annem benim sol elle yaptıklarımı. Derme çatma bir şeyler yapmaya çalışmıştım ama hep yarım kaldı. O zamanlardan sonra da bir daha elime şiş almadım. Ta ki Küçük Mucizeler Dükkanını okuyana kadar. Kitabın sonunda bebek battaniyesi modeli vermişlerdi ve benim doğacak bir yeğenim vardı. Ona bir battaniye örmeye kadar verdim. Ama nasıl? Solaktım ve etrafımda örgü bilen bir solak yoktu. Kendi başıma başarmalıydım. Her zaman kurtarıcım olan internete başvurayım dedim. Ve solak yabancı bir bayanın örgü videolarını buldum.

Tam 6 tane video var. İlmek atmadan, örgü örmeye ve ilmek kapamaya hepsini gösteriyor. Benim için çok yararlı oldu. Battaniyeme başladım ve güzelce devam ediyorum :)).

İşte videolar.. İnşallah birilerinin dah işine yarar..







30 Ekim 2012 Salı

ay bitmeden..

Ekim ayını bitirmeden bir yazı daha yayınlayayım dedim. Baya bir ara vermişim. İşteyken sürekli bilgisayar başında olunca daha kolay oluyordu bir şeyler yazmak, evde bir türlü fırsat bulup oturamıyorum bilgisayara. Şu an birden gaza geldim :).

Koca bir ay geçirdim evde. Hala sıkılmadım :). Dikiş kursu gayet güzel gidiyor. Dar etek dikiyoruz şuan. Baya baya beceriyorum. Eve de aldım bir dikiş makinesi. Kurstakiler biraz hızlı ama evdeki tam bana göre yavaş dikiyor. Bir de overlok makinesi ile başım belada kapıp gidiyor kumaşı. Zamanla ona da alışırım inşallah. Son olarak kumaş seçme konusu var. Hangi kumaştan ne dikilir bilemiyorum :).

Bir bayramı daha geride bıraktık. Bol bol gezdik. Akraba ziyareti yaptık. Yorulduk. Krmmle etleri kestik. Kuşbaşı, haşlamalık ve kıyma olarak buzdolabı poşetlerine doldurup buzluğa istifledik. Kemiklerden et suyu yaptım. Ben baya baya ev hanımı olmuşum yaa :).

Doğacak yeğenim için battaniye örmeye başladım. Örneğini başka bir postta vereceğim inşallah.

Hayat böyle devam ediyor. Sorun yok çok şükür. Mutluyum, huzurluyum.. 

3 Ekim 2012 Çarşamba

ekim..



Tatile gittik geldik İstanbul ziyaretini yaptık artık evdeyim. Ekim geldi, bir işim de yok artık. Şimdilik evde günlerim güzel geçiyor. Ama bu bir süre sonra sıkar mı beni bilemiyorum. Dikiş kursuna başladım bugün. İlk gün tanışma faslıyla geçti. Yarın tam gaz başlıyoruz. 

Dün temizlik ve yemek yaptım. Tarhana çorbası, taze fasulye, bulgur pilavı ve cacık vardı menüde. Bir iki sene önce asla yapamam dediğim şeyleri çok rahatlıkla yapıyorum artık. En önemlisi zevk alıyorum. Yemek yapmak mutlu ediyor beni. Evi temiz görmek de öyle. İnsan ne kadar çok değişiyor. 

Havalar sonbahar moduna girmeye başladı. Mağazalar kışlıkları yerleştirdi raflara. Ama hala alışveriş yapasım gelmedi. İyice bir soğuk ve yağmur bekliyorum belki de. Tarzımı değiştirmek istiyorum bu kış. Biraz daha hanım hanımcık olayım diyorum. Ben böyle spor giyinmeye devam ettikçe herkes çocuk sanmaya devam edecek sanırım beni :). Tatilde bir bayan 16 yaşında sanmıştı, bugün kursta da liseyi mi bitirdin diye sordu birisi. Gerçi bu kaçıncı tarz değişikliği kararım. Karar veriyorum ama sonra bir bakıyorum yine kot, converse, postacı çanta. Etek giysem bu kış çizmeyle beraber. Ama o çizmelerle de ayaklarım üşüyor, gözüm timberlandlere kayıyor. Botun üzerine etek olmuyor giyiyorum kotu üstüne de şişme mont hooop ben yine liseli modu :). 

Bekleyelim ve görelim zaman ne gösterecek. Ben daha ne değişimler geçireceğim..

25 Eylül 2012 Salı

iskender..



Tatil boyunca okuduğum kitap Elif Şafak İskender. Elif Şafak’ın dilini seviyorum. Sürükleyici yazıyor. Siyah Süt ve Aşk romanlarını da beğenmiştim. İskender’in sonu çok hoşuma gitti. İlginç geldiği için krmme anlatmak istedim ve 2 dakikada anlattım koca kitabı. Sonra fark ettim ki kitapta ana konu dışında çok fazla ayrıntı var. Benim gibi ayrıntı seven bir insan için güzeldi ama krmm gibi birisi okuyamaz bu kitabı. O yüzden ısrar etmedim okuması için ben bir solukta anlattım :)). 

Yazdığı kişilerin duygularını okuyucuya çok iyi yansıtıyor Elif Şafak. Bu yüzden seviyorum kitaplarını..
İskender’den beğendiğim birkaç alıntı..

" İnsan belli bir yaşa gelince kendi hudutları ve hatalarıyla barışmaya başlıyor. "

" İnsana vacip olan, bir ağaç yada kaya gibi sabit ve sağlam durmakmış. Tabii eğer şu üçünden biri değilse: geçmişini yitirmiş bir abdal, aklını yitirmiş bir aptal yada sevdiğini yitirmiş bir mecnun. "

" Zaten tehlikenin insanın en az beklediği yerden geldiğine inanırdı. "

" Sonunda tökezleyip düşse ve hayalleri bir kelebeğinkinden daha kısa sürse bile, gene de tırmanmaya değmez miydi? "

" Tabiat karşısında zerre kuvvetimiz olmadığını idrak ediyoruz ama kaderi değiştiremeyeceğimizi kabullenemiyoruz nedense. "

24 Eylül 2012 Pazartesi

geldimmm..

Gittik, yüzdük, yedik, gezdik ve geldik.. Çabucak geçti bir hafta. Ama yetti mi yetti. Daha fazla kalsaydık sıkmaya başlayacaktı. Evimi özlemiştim son günler. Gerçi şimdi de orayı özlüyorum :). Valizleri boşaltıp çamaşır yıkamaya başlayınca, akşam için yemek yapınca oteldeki hizmetleri ve açıkbüfeyi özledim :)). Ama en çok aklımın kaldığı her akşam çıkan çeşit çeşit pasta ve harika profiterol..

Kısa kısa notlar düşeyim tatilimden de çok daraldığımda açar bakarım..  

Yoldaki palmiye ağaçlarını ve rüzgar türbinlerini çok beğendim. Keyifle izledim yol boyunca.





Didimde bir bakkalda ekmek dolabının içindeki ekmekleri ve örtüyü dolabın içine girmiş bir adam sandım. Çok güldük :)). 



Apollon tapınağının ordaki bir sokakta kendimden geçtim :).


Akbükteki bu adacığa yürüyerek gitme girişimimiz oldu. Ama hazırlıksız yakalandık. Zemin taşlıktı, ayakkabılarımızı çıkarttığımız için ayaklarımıza battı. Terlik olsaydı yanımızda varırdık adaya. Ama yarıya gitmek bile güzel bir tecrübeydi. 


Sonuç olarak keyif verici ve dinlendirici bir tatildi. Tatilin kötüsü de olmaz diye düşünüyorum. Kötü geçmişse tatil olarak değil işkence olarak adlandırılabilir :).

Şimdi evdeyim. İş konusundaki belirsizlik hala devam ediyor. Ama bir kaç güne kadar kesinlik kazanacak inşallah. Gerçi ben yeni projelere el attım. 3 ekimde dikiş kursuna başlayacağım. Düğme dikmesini dahi beceremeyen ben büyük bir hevesle kursun başlamasını bekliyorum :). Perşembeden pazara kadar da bir küçük tatilim daha olacak. Betiye kalmaya gidiyorummm. 4 gün evden dışarı adımımızı atmayız artık :).

Hayat gittikçe güzelleşiyor gözümde... 


16 Eylül 2012 Pazar

tatile gidiyoruzzz..

Millet tatili yapıp döndü, okullar açılıyor, bütün mağazalar kış sezonunu açtı biz anca tatile gidiyoruz :)). Hiç planda yokken cuma günü gaza gelip tatil planı yaptık. Sabah 5 te yola çıkıyoruz inşallah. Bir hafta boyunca havuzdan hiç çıkmayacağım, kaydırağın tepesinden hiç inmeyeceğim :)). Hiç birşey düşünmeden sadece kafa dinleyeceğim. Rabbim herkese istediği gibi bir tatil yapmayı nasip etsin.

Byee...